Katılım Bankacılığı

Katılım Bankacılığı, faizsizlik prensiplerine göre çalışarak kâr ve zarara katılma esasına göre fon toplayıp ticaret, ortaklık ve finansal kiralama yöntemleriyle fon kullandıran bir bankacılık modelidir.
House searching-bro (2)

İsimlendirme

Bankaların isimlerindeki “katılım” sözcüğü, yapılan bankacılık türünün kâr ve zarara katılma prensibine dayalı bir bankacılık olduğunu ifade etmek için kullanılmaktadır. Bu bankalar, tasarruf sahiplerinden topladıkları fonları, faizsiz finansman prensipleri dahilinde ticaret ve sanayide değerlendirerek, oluşan kâr ve zararı tasarruf sahipleriyle paylaşırlar. TL, USD ve EUR bazında vadeli hesaplarda toplanan fonlar, kurumsal finansman desteği, bireysel finansman desteği, finansal kiralama, kâr ve zarar ortaklığı yöntemleriyle değerlendirilir.

isimlendirmetasarrufadayalifaizsizfinansman2

Uygulanan Yöntemler

Katılım Bankaları tarafından kullanılan ve sistemin parçalarını oluşturan yöntemlere birlikte göz atalım

Murâbaha

Bir malın maliyetinin müşteriye bildirilmesini takiben maliyetin üzerine kâr eklenerek satılmasıdır. Örneğin maliyeti müşteriye bildirilen 50.000 TL’lik bir arabanın üzerine satış kârı ilave edilerek peşin ya da vadeli olarak 60.000 TL’ye satılması finansal alım satım (murâbaha) adını alır. Katılım bankalarının fon değerlendirme yöntemlerinin en önemlisi bu tür alım satımlardır.

Mudârabe

Emek-sermaye ortaklığıdır. Sermaye sahibiyle işletme kabiliyetine sahip tarafların, sermaye ve işgücü (emek) birliği üzerine ortaklık kurmasıdır. Bu ortaklıktan doğacak kâr tarafların aralarında yaptıkları sözleşmeye göre paylaşılır. Zarar ise işletmecinin kasıt, kusur ve sözleşme şartlarına aykırı davranışı yoksa sermayeden karşılanır. Örneğin, Katılım Bankalarında açılan katılma hesaplarında böylesi bir ortaklık söz konusudur.

Muşâreke

Sermaye ortaklığıdır. Tarafların ortaklaşa sermaye koymasını, birlikte iş yapmasını ve meydana gelecek kâr veya zararı paylaşmasını esas alan ortaklıktır.

Karz-ı Hasen

Faizsiz borç demektir. Borçlanma ihtiyacı duyan bir kişiye para ya da piyasada emsali bulunan (mislî) bir varlığı borç vermek ve bu borç işlemi sebebiyle menfaat sağlamamaktır. Para borçlarında alacaklı taraf, borçluluk döneminde gerçekleşen enflasyon kadar bir farkın da alacaklısı olur.

Selem

Ön ödemeli alımdır. Paranın peşin, mislî malın veresiye olduğu satım demektir. Piyasada emsali bulunabilen bir malın borçlanılıp mal bedelinin peşin verildiği sözleşme türüdür. Teslimi sözleşmede belirlenen vadede gerçekleşecek malın cinsi, niteliği ve miktarı hiçbir muğlaklık olmaksızın tam ve net olarak sözleşmede belirtilmelidir. Sözleşmenin yapısı itibariyle ürünün alıcısı, fiyat artışına karşı kendisini korumuş olur.

İstisna

Diğer adı eser sözleşmesidir. İstisna akdi yapım gerektiren ürünleri konu alır. Taraflardan biri (müstasni’) yapım gerektiren bir işi taahhütte bulunana (sâni’) sipariş verir. Bu sözleşmelerde ürünün yapım malzemeleri de taahhütte bulunan tarafından temin edilir. Sipariş edilen ürün üretilemediği sürece sipariş alanın hiçbir maddi hakkı olmaz. Yapılacak ürünün niteliklerinin, miktarının, işin ve bedelin vâdesinin belirlenmesi gerekir. Müteahhite daire yaptırmak, marangoza dolap yaptırmak ve terziye elbise diktirmek eser sözleşmesine örnektir. Katılım Bankaları toplu konut ve alt/üst yapı projelerinde bu enstrümanı kullanırlar.

Sukuk

Kira sertifikasıdır. İslâm hukukuna uygun bir ticâri işleme katılma imkanı sunan ve bu ticâri işlemden kaynaklanan gelirde pay sahibi olmayı sağlayan sertifikalardır. Örneğin Katılım Bankacılığında kiraya verilmek üzere satın alınacak bir binanın hisseleştirilerek sertifikalarla piyasada satılması durumunda, bu sertifikalardan alanlar ellerindeki sertifikaların temsil ettiği oranda varlıkta hissedar olurlar. Dolayısıyla payları oranında kira gelirinde de hak sahibidirler. Bu sertifikalar temsil ettikleri varlığa bağlı olarak ikinci elde alınıp satılabilme imkanına da sahiptirler.

katilimbankaciligifaizsizlikprensibi

Faizsizlik Prensibi

Katılım bankalarının varlık nedeni ve altın kuralı “Faizsizlik Prensibi”dir. “Faizsizlik Prensibi”nin özü de;


A) Faiz yerine kâr ve zarara katılma esasına göre fon toplamak,
B) Müşterinin ihtiyaç duyduğu malı satıcıdan peşin alıp o müşteriye vadeli satmak suretiyle (murabaha), ayrıca kiralama, ortaklık vb. yöntemlerle fon kullandırmaktır.

Sistemler

Grup Sistemi

Firmanın finansman taksit sayısı adedince katılımcıyı bir araya getirdiği ve her ay birine finansman sağladığı sistemdir.

Bireysel Sistem

Katılımcı ile firma dışında başka bir öznenin olmadığı, teslimat tarihinin çekilişle değil katılımcı ve firma arasındaki anlaşmaya bağlı olduğu sistemdir.

Sıkça Sorulan Sorular

Katılım Bankacılığı fonksiyonalite olarak Mevduat Bankacılığına benzese de bu iki tür bankacılığın fon toplama ve fon kullandırma yöntemleri birbirinden tamamen farklıdır.

Mevduat bankaları faizle fon (mevduat) toplamakta ve faiz karşılığında ödünç para vermektedir. Halbuki katılım bankaları kâr ve zarara katılma yöntemiyle ortaklık esasına göre fon toplamakta, ticaret, ortaklık, kiralama vb. esasına göre fon kullandırmaktadır.

Katılım bankaları, işlemlerinin hiçbirinde faize yer vermemektedir. Katılım bankacılığında faiz yasağı bulunmakla birlikte; belirsizlik yasağı, aşırı risk ve spekülasyon yasağı, mal ve hizmet satın alımında paranın müşteri yerine fatura karşılığında satıcıya ödenmesi uygulaması, mutlaka finansmanın bir mal veya hizmet karşılığında sağlanması gibi prensipler bulunmaktadır.

Dağıtılacak kârları önceden açıklamak hiçbir şekilde mümkün değildir. Kâr tutar ya da oranı, vadeden bir gün önce dahi bilinememektedir. Çünkü elde edilen kârlar günlük bazda katılma hesaplarına dağıtılmakta ve vade sonunda biriken toplam kâr anaparaya eklenmektedir. 

 

Katılım bankalarının internet sitelerinde ilan edilen kâr payları ileriye yönelik dağıtılacak kârları gösteren bir tablo değildir, açıklanan rakamlar verilen tarih itibarıyla gerçekleşmiş ve vade gruplarına göre dağıtılmış kâr paylarını göstermektedir. Netice itibariyle, bu oranlar müşterilere geçmişte dağıtılan kâr payları hakkında fikir vermek ve geleceğe yönelik karar vermelerine yardımcı olmak amacıyla ilan edilmektedir.

Katılım bankaları kârlarının büyük bölümünü mal alım-satımı şeklinde gerçekleştirdiği finansmandan sağlamaktadır. Bir malı örneğin peşin 100 liraya aldıktan sonra vadeli 110 liraya satarak 10 lira kâr elde etmektedir. Banka hiçbir zaman 100 liraya aldığı malı 90 liraya satmamaktadır. Bu nedenle alım satımdan zarar etmesi mümkün değildir. Bankanın zararı, ancak sattığı malın bedelini (yani kullandırdığı fonun taksitlerini) tahsil edememesinden kaynaklanabilir. Tahsil edilememe oranı da toplam finansman hacminin azami %3-4’ünü aşmadığı için banka neticede zarar etmemekte ve hesap sahiplerine kâr dağıtmaktadır. Bu yüzden yüzde 3-4’lük oran, sadece dağıtılacak kârı bir miktar aşağıya çekmektedir. Örneğin %8 yerine %7,5 gibi. Ancak ciddi kriz dönemlerinde (2001 krizinde olduğu gibi) alacakların tahsil edilememe oranları %10 hatta daha yüksek oranlara çıktığında dağıtılacak kâr oranı daha alt seviyelere inebilmektedir.

Kaynak: Katılım Bankacılığı Nedir, TKBB https://www.tkbb.org.tr/Documents/Yonetmelikler/TKBB-Katilim-Bankaciligi-Nedir-Brosur.pdf

İlgili İçerikler

Eki 09
Katılım Bankalarının Ayrıcalıkları Nelerdir? 

Katılım Bankalarının Ayrıcalıkları Nelerdir?  Faiz temelli bankacılık anlayışının…

Eyl 14
Emlak Katılım Bankası Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Türkiye Emlak Katılım Bankası, tarihi 1988 yılına dayanmakta olan Türkiye Emlak…

Eyl 08
Kuveyt Türk Katılım Bankasından Ev Almak

Ev sahibi olmak ülkemizde o kadar çok istenilen, arzu edilen ve ihtiyaç duyulan bir…